Copyright © Greenn Mile
by
3 Ocak 2013 Perşembe

PARALELKENAR İLE İLGİLİ ÇÖZÜMLÜ SORULAR




PARALELKENAR İLE İLGİLİ ÇÖZÜMLÜ SORULAR

                                                                                                           ÇÖZÜMLER




            



                 



              



                   



                  




            



                


               


               



              





           


                                                                      

İTME VE MOMENTUM KONU ANLATIMI (VİDEO)








INTERESTING DESIGNS

PERFECT DESING




































CEP TELEFONUNU ŞARJ EDEN MUCİZE KUMAŞ!







Cep telefonunu şarj eden mucize kumaş



Yeterli miktarda güneş enerjisini içine çektikten sonra cep telefonları için şarj aleti görevini görebilen bir kumaş bir devrim niteliğinde.

Japon medyasına göre bu kumaştan dikilmiş olan giysinin sahibinin sadece kot pantolon veya kazağının şarjını açması ve telefonuna bağlaması gerekecek. 

Bilim insanlarının bunu piyasaya sürmeden önce bazı düzeltmeler yapılıp eksiklerin tamamlanması gerektiğini düşündükleri için bu kumaş henüz üretime ve satışa sunulmadı. 

“Mucize kumaş” tasarımcıları şu an itibariyle bu buluşla ilgilenen birçok üretici ile temasa geçti. 
i

REMEDIES





 remedies




25 Aralık 2012 Salı

DÜNYANIN EN YAŞLISI ŞU AN O




Dünyanın en yaşlısı şu an o



115 yaşınadki Jiroemon Kimura, dünyada yaşayan en yaşlı insan unvanının yeni sahibi. Kimura'nın adı yakında Guines Rekorlar Kitabı'nda yerini alacak. Kimura 19 Nisan 1887 yılında doğdu. Tüm yaşamı boyunca Kyoto kentinin Ketango kasabasında postacı olarak çalıştı. Emekli olduktan sonra çiftçilikle uğraştı. Kendisini dinç hisseden Kimura uzun ömrünü dengeli bir diyete ve beynini de her zaman dinç tutma kararlılığına borçlu olduğunu vurguladı. Öyle ki son zamanlarda İngilizce öğreniyor. Uzun ömürlü Kimura’nın oldukça geniş bir ailesi var.  14 torunun çocuğu, 25 torunun torunu ve 13 torun torunun çocuğu var. Kendisi oğlunun ailesi ile birlikte yaşıyor.

Dünyanın en yaşlı insanı unvanı Kimura’ya bu unvana sahip iki kadının ölümünden sonra geçti. Rekor sahibi iki Amerikalı kadın, Bess Kupper ve Dina Mnfredini, 116 ve 115 yaşlarında hayata veda ett
i


DOLABINDA 7 ZEHİRLİ YILAN ÇIKTI!




Dolabından 7 zehirli yılan çıktı

Avusturalya’da Donna Sim isimli bir anne, oğlunun dolabını açınca hayatının şokunu yaşadı.


 Dolapta tam 7 zehirli yılan bulan kadın, hayrete düşüren olayı geç olmadan gün yüzüne çıkardı. 3 yaşındaki Kyle Cumming’in yılanları bahçede yumurta halindeyken bulup plastik bir kutuya sakladığı öğrenildi.

Yetkililer, Donna’nın geç kalması halinde korkunç bir olayın yaşanabileceğini hatırlatarak, yılanların henüz plastik kabın kapağını açacak kadar büyümemesinin büyük bir şans olduğunu belirtti. Aile, buldukları yılanları doğaya salınması için yetkililere teslim etti. Doğu kahverengi yılanı inland taipanın ardından dünyanın en zehirli ikinci kara yılanıdır
.


DÖRTGENLER





DÖRTGENLER 11. SINIF KONU ANLATIMI(VİDEO)

21 Aralık 2012 Cuma

MODALS

















= CAN =
1. Yetenek (Ability):
I can swim.- Yüzebilirim.

2. Birşeyin nasıl yapılacağını bildiğimiz durumlarda (Knowing how sth. is done): I can make a cake.(Kek yapabilirim.)

3. İhtimal (Possibility):I can come to see u tomorrow. – (Yarın seni görmeye gelebilirim.)

4. Ricalarda (Request):
Can you open the door, please? – (Kapıyı açabilir misin?)

5. İzin isterken veya izin verirken (Asking for / and giving permission)
Can I study in this room? –( Bu odada çalışabilir miyim?)

When you finish your homework, you can watch TV.( Ödevini bitirdiğinde TV izleyebilirsin.)

6. Tahminlerde-olumlu/olumsuz (Prediction-question-negative): Who can that be at the door? He can’t be my dad.-( Kapıdaki kim olabilir? Babam olamaz. )
           **Can = İs Able To
            =  COULD  =


     1. Geçmişteki yetenekler (Past ability):     At what age could you speak?-( Kaç yaşında konuşabildin?)

     2. Geleceğe yönelik ihtimallerde (Future Possibility):     The doctor could see you at 3.-( Doktor seni saat 3’ te görebilir.)

     3. Ricalarda (Request) :      Could I borrow your dictionary? – (Sözlüğünü ödünç alabilir miyim?)

     **Could = Was / Were Able To

= BE ABLE TO (WAS / WERE ABLE TO) =

       *** Was - Were able to kullanılırken anlamda could ve can kullanımındaki gibi genel yetenek söz    konusu olmadığı için anlamında tek olayı aramak gerekir.***

ÖR:I was able to read this book well in the competition.(yarışmada daha iyi okuyabilirdim.)tek bir olayı bildirir.)

1. Tüm zamanlarla birlikte yetenek olarak (With all tenses- ability)She’ll be able to keep her appointment tomorrow. :Randevusunu yarın için elde tutabilecek.

2. Fırsatlarda (Opportunity): I’ ve a week’s holiday next month.I’ll be able to go on a holiday. – Bir dahaki ay bir haftalık tatilim var. Tatile gidebileceğim.

3. Fiziksel başarılarda (Physical achievement) ( managed to do)Mary was able to answer all questions on exam paper. – (Mary sınav kağıdındaki tüm soruları cevaplayabildi.)

** İs Able To = Can   , Was / Were Able To = Could


 =  WILL =


1. Kararlılık ( Determination):
I’ ll pass that exam.- (Şu snıavı vereceğim.)

2. Gelecek hakkında fikir ve tahminlerde (Prediction and opinion for the future)It will rain.- (Yağmur yağacak.)

3. Söz verirken (Promise): I’ll do whatever u say. – (Sen her ne dersen yapacağım.)

4. Kaçınılmaz durumlarda (Unavoidable situations):Accidents will happen. – (Kazalar olacak.)

5. Reddederken (Rejection):I’ll not talk to you. – Seninle konuşmayacağım.

6. İsteklilik - niyet (Willingness – intention):I’ll help you to do the works.-( İşlerini yapmada sana yardım edeceğim.)

7. Davetlerde – tekliflerde (Invitation – offer):
Will u have some tea? (Biraz çay alır mısınız?)




 =  WOULD =


1. Kibar ricalarda (Polite Request):Would you open the door, please? –( Lütfen kapıyı açar mısınız?)
2)Suggestions (önerilerde)

Would you like some coffee?(biraz kahve alır mısın ?)

**Would you like me to...? = Do you want ..... ?


 =  MAY  =


1. İzin isterken/verirken (Ask for/ give permission-request): May I come in? – İçeri gelebilir miyim?

You may leave when you finish?- Bitirince ayrılabilirsin.

2. Olasılık- makul tahminlerde (Probability-reasonable guess): Don’t touch it! It may be hot.- Ona dokunma! Sıcak olabilir.

**May I ....? = İs ıt OK if .....?



=  MIGHT  =


1. Olasılık-(may’ den daha zayıf) (Probability (weaker than may): I don’t know where he is, he might be at work.-( Nerede olduğunu bilmiyorum. İşte olabilir.)

2. Kibar bir şekilde İzin isterken (Ask for permission/ request): Might I use your phone?- (Telefonunuzu kullanabilir miyim?)

**Might = It's possible


=  MUST =


1. Güçlü gerekliliklerde (Strong necessity): The lecture must begin right now. – Ders şimdi başlamalı.

2. Tahmin – mevcut durum hakkında yaptığımız çıkarımlarda (Prediction-deduction about a present situation):
He looks terrible.He must be ill.- Berbat görünüyor. Hasta olmalı.

3. Yasaklarda (Prohibition): You mustn’t speak during the exam. – Sınav sırasında konuşmamalısınız.

**Must = Duty ,You are obligated to do something.

**MUSN'T (Yasaklarda):
**Musn't = It's forbidden to do something
                It's prohibited to do something.
                It's out of laws to do something.
                                                                     =  SHOULD  =

                        
1. Görevlerde, gerekliliklerde-must’ dan daha zayıf bir ifade, tavsiyelerde (Duty, necessityweaker than must), advice:He should get up early. – (Erken kalkması gerekir.)

**Should=It's my advice/ I advise you to...

= OUGHT TO =


   1.Genel tavsiyelerde (General advice):   We ought to study.-( Ders çalışmamız lazım.)

  2. Tavsiyelerde (Advice):   You ought to eat less. – Daha az yemen lazım.

  3. Beklentilerde (Expectation):
 My friend works hard. He ought to be successful. – (Arkadaşım çok çalışır. Başarılı olması lazım.)

**Ought to = ıt's a good thing / good idea.
  
                         = HAVE TO / DONT HAVE TO / NEEDN'T / DİDN'T HAVE TO=

 1) Duty,obligation,necessity :(Zorunluluk,görev,gereklilik)

  - You have to go to the dentist for your toothache.

**  Have To = It is necessary to do something

2)Don't Have To / Needn't:(Gerek Yok ):

 - I dont have to cook meal because we go out for dinner.

** Don't Have To = It İsn't Necessary..

3) Didn't Have To / Didn't Need to : ( Gerek Yoktu ):

 - Yesterday was Saturday,I didn't have to go to school.

**Didn't Have To = It wasn't necessary...



Charlie Chaplin





 Charlie Chaplin slayt Prezi